03.10.2011
Gezi
Stüdyoların karanlık ve sevimsiz ortamına girip, o dönen taburelere oturur oturmaz bambaşka bir Zeynep oluveririm. Fotoğrafçının "sağa dön, yukarı bak gibi tuhaf komutları karşısında suratsız mı suratsız, biraz gergin, biraz kaygılı... Bir de, herkesin olduğu gibi, arkadaşların özel günlerde çektiği fotoğraflarım var... Gözlerim kırmızı çıkmadıysa kesin kapalıdır. O da değilse, biri diğerinden küçüktür... Anlayacağınız, fotojenik olduğum pek söylenemez...
Geçenlerde, bu duygularımdan bahsettiğim bir arkadaşım bana Selin'i önerdi. Selin bir fotoğrafçı... Serbest çalışıyor (http://www.selinky.com)... İlkin, yazışıyoruz biraz... Ona kendimi anlatıyorum... Nasıl fotoğraflar istediğimden bahsediyorum. İyiden iyiye konsantre oluyor, bana örnek fotoğraflar gönderiyor. Derken, bir tarih kararlaştırıyoruz... Tam bir gün boyunca fotoğraflarım çekilecek, düşünsenize... İstediğiniz konsepti yaratmak mümkün... Benim tek istediğim ise doğal fotoğraflarımın olması...
Eve dönerken arabada düşünüyorum... Durduk yere, onca iş arasında neden böyle bir çekim yapmak istedim ben acaba? İçimde ünlü olma hasretiyle yanıp tutuşan bir kız çocuğu var biliyorum. Yumruğumu mikrofon yapıp " Mihrabım diyerek" i söylediğim çocukluk günlerim aklımda... Ama yok, sadece bu olmasa gerek, başka bir sebebi olmalı... Woody Allen'ın son filmi Midnight in Paris'ten bir replik aklıma geliyor: "tüm insanlar, hepimiz ölümden korkuyoruz"... Evet, galiba bu: ben ölümsüz olmak istiyorum... "Hey gidi hey, şu dünyadan bir Zeynep Nefesoğlu geçti" dedirtmek istiyorum... Oysa bilmediğim bir şey var, Sezen'in sarkisinda söylediği...
"Küçüğüm daha çok küçüğüm, bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem..."
merhabalar,
selin hn küçük kızımın fotoğraflarını çekmişti. inanılmaz güzeller, gerçekten tavsiye ederim... (http://www.selinky.com)
ufk
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan CAFE RUJ veya caferuj.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.