28.05.2010

Obsesif-kompülsif bozukluk (OKB)

Elif Boran Saygın / Psikolog

Bu hastalıkta, hastalara değil hastalarla yaşayan kişilere çok iş düşüyor...

Obsesyon (takıntı), kişinin zihninden uzaklaştıramadığı kontrolü dışında tekrarlayan ısrarcı düşünce ve uyaranlardır. Kişide sorumluluk ve anksiyete (kaygı) oluşturan bu düşünceler başkalarına anlamsız geldiği gibi hastalara da anlamsız gelir ama kurtulamazlar. Sahip oldukları bu takıntılı düşünceler bazen gerçeğe oldukça yakın olmakla birlikte bazen de gerçekle alakası bulunmamaktadır. Böyle bir durumda obsesyon tanısı alabilmesi için en önemli nokta kişinin düşüncesinin anlamsız olduğunu ve gerçekleşmeyeceğini fark etmesidir.

En sık görülen obsesyonlar; çevreden kan, tükürük, mikrop gibi kir bulaşması veya kişinin çevreye kir bulaştırması gibi 'kirlilik' ana temalı düşünceler, kendi başına veya yakınlarının başına bir kötülük gelebileceği gibi 'kayıp' temalı düşünceler, kendine veya başkalarına 'zarar verebileceği' konulu düşünceler, önlenemez bir şekilde tekrarlayan, kontrol edilemeyen 'cinsellik' temalı düşünceler ve ahlaki değerlerle çok ilgilenerek 'dinsel' temalı düşünceler, istenmeyen bir davranışta bulunacağına dair sık sık tekrarlayan düşünceler baş sıralarda yer almaktadır. Bu düşünceler kesin ifadeler taşımazlar, genellikle "ya yaparsam, ya olduysa, oldu mu..." gibi tereddüt içeren düşüncelerdir.

Hasta popülasyonun geneline bakıldığında obsesyonlar çoğunlukla kompulsiyonlarla (tekrarlayan davranışlar) beraber yer alır. Ancak sadece obsesyon veya kompulsiyon yakınmaları olan hastalar da olabilir. Kompulsiyon, ise hastaları takıntılı düşüncelerinden kurtulmak için bazı davranışlarda bulunmalarına denir. Obsesif düşünceleri önlemek ve anksiyeteyi azaltmak için çoğunlukla kompulsive davranışlar sergilenebileceği gibi aksi durumlar da söz konusudur.

En sık görülen kompulsiyonlara bakacak olursak, saatlerce el yıkama, banyo yapma veya tekrar tekrar ev temizleme gibi temizlik odaklı davranışlar, takıntılı düşünce ile oluşan sıkıntıyı gidermek için tekrarlayan davranışta bulunma veya akıldan başka düşünceleri geçirme gibi tekrarlama temalı davranışlar sıkça görülür. Hatta yakınlarının başına kötü bir şey geleceğini düşünen kişi bunu engellemek için yapmakta olduğu davranışı ikinci veya daha sık kez yaparak bu düşünceden sıyrılabilir. Bunların yanı sıra, evine bir şey olacak veya hırsız girecek korkusu ile tekrar tekrar kapının kilidini veya camın kapalı olup olmadığını kontrol etme, işe yaramayan bir çok eşyayı; gazeteleri, boş kavanozları veya konserve kutularını biriktirme, sokakta kaldırım taşlarını sayma veya araba plakalarını okuma, günlük işleri yaparken belli sayılarda tekrar etme, bir işi mükemmel olana kadar aynı sayıda ve sırada yapma, çevredeki her şeyi belli bir sıraya dizme aşırı düzenli ve tertipli olma davranışları dikkat çekmektedir.

Tedavide amaç öncelikle var olan hastalığı tedavi etmek sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir. Bu amaçla Bilişsel – Davranışçı Tedavi uygulamak etkin tedavi tekniklerinin başında gelmektedir. Tedavinin başlangıcında bilişsel ve davranışçı tedaviyi oturtmak ve tedavi dozunu ayarlamak amacı ile haftada en az bir kez psikoloğa gitmek gerekir. Hastalık yatıştıkça kontroller seyrekleşir, kontrol altına alındıktan sonra da kontrole gitmekte fayda vardır.

Bu hastaların kendi hastalıkları konusunda genelde iç görüleri yoktur. Bu nedenle bu hastalarla yaşayan kişilere çok iş düşmektedir. Bu hastalığın aslında tedavi edilebilir olduğunu anlatmak ve doktora gelme konusunda hastaları ikna etmek genelde yakınlarına düşmektedir. Hastalığın tedavisi yorucudur ve hastayı oldukça gerginleştirir, bu dönemlerde hastanın yanında olmak ve destek vermek çok önemlidir. Belirtileri tartışarak düzeltmek mümkün değildir. Hastalar zaten bu düşünce ve davranışın saçma olduğunun farkındadır, onlarla bunu tartışarak üzerlerine gitmek hastanın sıkıntısını artırmaktan başka işe yaramaz. Bunun yerine onları anladığınızı ve yanlarında olduğunuzu belirterek destek olmak tedavinin seyri açısından oldukça olumludur. Davranış tedavisinde amaç takıntılı düşünceleri ortadan kaldırmak değil hastanın bu düşüncelerle barışık yaşamasını sağlamaktır. Örneğin çöp bidonunun yanından geçerken eline kir bulaştığını düşünerek defalarca elini yıkayan bir hastaya "hayır kir bulaşmadı" demek yerine "eline kir bulaşıp bulaşmadığına karar vermek için çaba harcamamalısın, kir bulaştığını kabul etsen bile elini tekrar tekrar yıkamamak için direnmelisin" düşüncesi aşılanır ve hastanın bunu başarması istenir. Bu nedenle hasta yakınlarının bu düşünceye uymayan yaklaşımları tedaviyi zora sokmaktan başka işe yaramaz. Bu tür yaklaşımlar OKB beliritlerinin artmasına sebep olabilir.

Aile içi sorunlar bu hastalığın sebebi olmaz ancak çoğu zaman hastalığın belirtileri aile içinde sorunlara neden olur. Bu hastalık pek çok hastalıktan daha fazla hasta yakınlarını rahatsız eder. Örneğin yıkanma obsesyonu olan bir hasta gün boyu banyoyu işgal ettiği için, hasta yakınları banyoyu kullanamaz hale gelebilir, veya dışarıdan kir bulaşacak diye obsesyonları olan bazı hastalar sadece kendileri değil ailenin diğer fertlerini de bazı davranışlar yapmaya zorlayabilirler (örneğin dışarıdan gelir gelmez soyunup banyo yapmak gibi). Bu nedenle tedaviye gelindiğinde çoğu zaman hasta yakınları da hastalar gibi yorgun ve tükenmiştir. Yakınları OKB tedavisi gören kişilerin zaman zaman tedaviyi yapan doktoru ziyaret ederek tedavinin seyri konusunda bilgilendirmesi ve ne yapacakları konusunda bilgi alması oldukça faydalıdır.

kalan karakter 1000

cevahir cevahir

bu hastalık beni tamamen bitirdi.ailevi sorunlar bile yasıyorum bazen kendimden utanıyorum

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 01.07.2014 12:29
bahtsiz bahtsiz

Arkadaşlar bu okb çok kötü bir hastaliktir. kanser bunun yaninda melek gibi kalir. okbsi gelen kişi bol muz tüketsin. Serotonin maddesini tavan yaptiriyor.

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır0
cevapla 23.04.2014 21:56
özden özden

kızım obsesyon hastası.13 yaşında çok zor dönemler atlattık..ama kıramadığımız hala çok şey var.görmezden geliyoruz, artıyor.farkındalığımızı belli ediyoruz,olmuyor,sanki alışkanlık yapmış vaz geçmek istemiyor gibi.bazenden ona çok acıyorum üzülüyorum,yapamıyacağı bir şey zorlasak hepten kötü oluyor.lpsikiyatristimiz sadece dinliyor pek de yardımcı oluyor diyemiyoruz.ilacını yazıyor gönderiyor.lütfen yardım edin birisi bi akıl versin.kaldım çaresiz..bende ümitsizliğe düşüyorumyanlış davranmak istemiyorum .ama desteklemekde ekmeğine yağ sürmek gibi oluyor lütfen bana da yardım edin.çocuğum bu dertten kurtulsun istiyorum

Aynı Görüşte misiniz?
evet4
hayır0
cevapla 15.09.2013 01:25
LEYLA LEYLA

özden hanım benim çocuğumda aynın ama dr çok önemli size dr gülperhanımı tavsiye ediyorum. ankara medika hast.psk.çalışıyor.
çok ilgileniyor.

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 20.12.2013 14:58
kubi kubi

obsesiflikten kurtulmak için ne yapmak lazım

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır1
cevapla 23.06.2013 15:56
boncuk boncuk

çok yoruldum bu hastalık beni zorluyor

Aynı Görüşte misiniz?
evet2
hayır0
cevapla 13.12.2011 19:49
birgül birgül

yasarken ölmek gıbı bırsey bu hastalık bazen en sevdıgnız ınsanı bıle gozunuz gormuyo herkezden h herseyden uzak kalmk ıstyor ınsan kanserın bıle tedavısı mumkunken neden bu hastalın bır kesın sonucu yok ıkı yıl ılac tedavısne gırdım bazen ılaclarımı unutyorum ıııctımde ıse sankı daha beter hersey ustume gelıyo allah yardım etsın bu hastalı yasayn bılır

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır0
cevapla 22.01.2014 00:40

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan CAFE RUJ veya caferuj.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Günlük Burç Yorumları
Günün Şans Kartı
  • 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
    1. GÜNÜN ŞANS KARTI Kafanızı kurcalayan sorular mı var? Bir kart çekin ve kendinizi Melekler’in şifalı enerjisine teslim edin… Onların vereceği cevap, size mutlaka yol gösterecektir…
    1. Cesur ol! Artık korkmak yok! Biliyorsun, denize atlamadan yüzmeyi öğrenemezsin. Kendini evrenin akışına teslim et; cesur bir şekilde kararlarının arkasında dur ve yol al!
    2. Sözcüklerini seç! Erdem, konuşmakta değil; öz sözcüklerle konuşmakta… Konuşmak için aldığın her nefesin ne kadar kıymetli olduğunu düşün! Kimsenin kalbini kırma, büyüklük taslama, alçakgönüllü ve sevgi dolu ol!
    3. Cömert ol! Sevgini, imkanlarını, varlığını başkalarıyla paylaş. Paylaştığın kadar sana geri dönecek. Elinde tuttuğunda, zamanla azaldığını göreceksin.
    4. Bırakma zamanı! Boşuna üzülüyorsun! Üzülmen koşulları değiştirmeyecek. Bırak gitsin, elinde tutmaya çalıştıkça üzüntün artacak. Bıraktığın an, hafiflediğini göreceksin!
    5. Pişman olmayacaksın! Aldığın kararın pişmanlığını yaşama! Şimdi öyle görünmese bile, ileride pişman olmayacaksın. Unutma, evren her şeyi senin iyiliğine göre ayarlıyor!
    6. Egonu terk et! Her şeyi bildiğini düşündüğün an, hayat seni öyle bir sınar ki, aslında hiçbir şeyi bilmediğini görürsün. Amaç, canını acıtmak değil… "Her zaman her şeye hazırlıklı olamayız"ı göstermek. Egonla değil, kalbinle ilerle!
    7. Anlamaya çalış! Başkasının başına gelenleri anlamaya çalış. Ama bunu yaparken, onun bedenine girme, kendi bedeninde kal! Onun başına gelenlerin sana ne anlatmaya çalıştığını ancak böyle anlayabilirsin.
    8. Eleştirilere aldırma! Herkes dilediğini söyleyebilir, kimsenin dudaklarına mühür vuramazsın. Bu konuda eleştirilere aldırma! Ama onları yine de dinle, belki alman gereken bir dersi kaçırıyorsundur?
    9. Şimdi zamanı değil! Aceleyle hareket etme! Bu, daha detaylı düşünmeni gerektirecek bir mesele. Kararını vermeden önce bir gün bekle! Gün doğmadan neler doğar…
    10. Şu anda kal! Bir an öncesi için çok geç, bir an sonrası için çok erken. Elinde sadece "şu an" var. Geçmiş ya da gelecek seni esir aldığında, derin bir nefes al ve huzur bulana kadar tekrarla: "Andayım"…
    11. Söylenenleri dinle! Kulaklarını eleştiriye tıkadığın zaman, aslında her şeye tıkıyorsun. Oysa aç kulaklarını, evrenin olağanüstü sesini dinle! Eleştiriler, canını acıtsa da; bil ki hiçbir söz manasız yere senin kulağına ulaşmıyor!
    12. Önce dinlenmen lazım! Kendine fazla yükleniyorsun. Hayat kaçmıyor! Yeni bir adım atmadan önce, bedenini, zihnini, ruhunu dinlendir! Sana minnettar kalacaklar…
    13. Yarım bırakma! Evren, tam ve bütün… Yaptığın işin sonuçlarını görmek istiyorsan, hiçbir şeyi yarım bırakma. Kuşkuya düştüğün an, Melekler'den yol göstermeleri için yardım iste.
    14. Bunun için çaba göster! Masanın üzerinde duran bir şeyi almak için, ona doğru uzanmak zorundasın! Peki, evrenden istediğin şeyi almak için neden harekete geçmiyorsun?
    15. Pişman olabilirsin! Bu adımı attın ama ileride pişman olabilirsin… Bundan bir ders çıkartmaya çalış. Derin bir nefes al, "Bu kararı neden verdim" diye kendine sor. Aklına gelen ilk cevap, doğra cevap olacak!
  • BİR MELEK KARTI SEÇİN